IPHaber
Son Yazılar

Sosyal Network


WikiLeaks ve Bin Ladin’den Daha Tehlikeli

Ağustos 5, 2010 by admin in Sosyal Network with 0 Comments

 

Gizlice ve aceleyle makinede yıkanıp, üzerindeki kanlardan temizlenmek istenen 75,000 adet Made in USA & EU markalı don ve atlet,  Julian Assange tarafından çamaşırhaneden çalınıp, mahallelinin görebileceği şekilde balkona asıldı.

Şüphesiz  ”Amerikalı” ve ”gururlu” olmanın zor olduğu günler bu günler. Üstelik omuzlarında madalya ve kartal taşıyanların karşısındaki, bu sefer sakallı, türbanlı, mağarada yaşayan bir ucube de değil. Julian Assange‘ı tv de dikkatle izlediniz mi? Esmer değil, açık tenli, temiz yüzlü ve karşısındakini sinirden çıldırtacak kadar sakin duruşunun yanında üzerindeki cekete de gözüm ilişti. Estetik zevki olan biri Julian. Batı’nın kendi içinden sayacağı, yadsımayacağı bir profil. Nasıl olacak da bu imaja saldıracak ABD?

O kadar zıt ki bu görüntü, ABD yetkililerinin yıllardır medyada sahnelemeye çalıştıkları oyuna ve bu oyunun kuklalarına… Bu kadar stresi, aşağılanmayı kaldıramayıp, içine düştükleri bu çıkılmaz durumda aptalca bir şeyler yapmalarını bekledim birkaç gündür.

Sonunda yumurta yumurtlandı:

Geri kalmış, demokrasi yoksunu addedilen Afganistan ve Irak’dan sonra dünyanın en eski demokrasilerinden birine sahip İzlanda’ya karşı da bir çeşit güç kullanımı gündemde Amerika Birleşik Devletleri’nde.

Washington Post’da, 3 ağustos tarihli ”Wikileaks Must Be Stopped”başlıklı bir makale var. Bu makalenin yazarı herhangi biri değil. Marc A. Thiessen, bir zamanlar Bush’un konuşmalarını kaleme alan, şimdilerde iseAmerican Enterprise Institute adlı muhafazakar bir politik enstitünün önde gelenlerinden. Wikipedia’da bu enstitü ile ilgili maddeye baktınızda son derece ironik bir açıklama ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Its stated mission is “to defend the principles and improve the institutions of American freedom and democratic capitalism—limited government, private enterprise, individual liberty and responsibility, vigilant and effective defense and foreign policies, political accountability, and open debate.

Hah!!! Ton balıklı salatanın içinde de asla yeterli miktarda ton balığı bulamazsınız! Böyle bir şey olmuş bu enstitünün tanımı da… Neden ironik, birazdan daha da açıkca göreceksiniz.

Bağlı bulunduğu enstitüyü tanımlamakta kullanılan individual liberty veopen debate gibi kavramlar bakın nasıl tezahür etmiş eski kurt Thiessen’de.

Marc Thiessen, her şeyden önce Wikileaks’ın ”habercilikle” falan uğraşmadığını, kriminal bir organizasyon olduğunun altını çizmiş. Julian Assange özellikle hedef gösteriliyor makalede. Bütün bir yazıda, ABD nin Wikileaks’e karşı alması olası önlemler gözden geçiriliyor. Bu yapılırken, klasik  faşist anlayışı ile aba altından sopa gösterme de bir yöntem olarak kullanılıyor. Şu cümlelere dikkat:

Assange is a non-U.S. citizen operating outside the territory of the United States. This means the government has a wide range of options for dealing with him. It can employ not only law enforcement but also intelligence and military assets to bring Assange to justice and put his criminal syndicate out of business.

Assange seems to believe, incorrectly, that he is immune to arrest so long as he stays outside the United States. He leads a nomadic existence, operating in countries such as Sweden, Belgium and Iceland, where he believes he enjoys the protection of “beneficial laws.”

Hedef gösterilen ülkeler Nato üyesi. Bunların arasında İzlanda’yı ayrı bir yere koyalım. İzlanda’nın şimşekleri üzerine çekmesinin başlıca sebepleri arasında Collateral Murder videosunun sızmasında bu ülkenin bas olarak kullanılışı var. Ayrıca bu da yetmezmiş gibi İzlanda parlamentosu ülkeyi özgür ve ba
ğımsız haberciliğin cenneti yapacak Icelandic Modern Media Initiative‘i geçtiğimiz aylarda kabul etti. Bu kabul edilen tasarının maddelerine kısa bir bakış, Thiessen’in adresi aslında çok doğru seçtiğini de gösteriyor.

* the Icelandic Prize for Freedom of Expression
* Protection from “libel tourism” and other extrajudicial abuses
* Protection of intermediaries (internet service providers)
* Statute of limitations on publishing liabilities
* Virtual limited liability companies
* Whistle-blower protections
* Source protection
* Source-journalist communications protection
* Limiting prior restraint
* Process protections
* Ultra-modern Freedom of Information Act

Eğer İzlanda, İsveç ve Belçika ABD nin diplomatik baskıları sonucunda Julian Assange’ı tutuklayıp iade etmezse iş yine başa düşüyor. Özel bir kuvvet Assange’ı yurtdışında tuzağa düşürüp kaçıracak. Özel bir uçakla ülkeye getirilip yargıladıktan sonra Guantanamo’da mı yoksa başka bir yerde mi tutacaklar orasını siz tahmin ediverin.

Şaka değil, gerçek. Makaleyi okuyun…

In other words, we do not need permission to apprehend Assange or his co-conspirators anywhere in the world.

Last year, the Obama administration stood up a new U.S. Cyber Command (USCYBERCOM) to “conduct full-spectrum military cyberspace operations” in defense of U.S. national security. With the stroke of his pen, the president can authorize USCYBERCOM to protect American and allied forces by eliminating WikiLeaks

Yine de Thiessen kalemine hakim olmuş gazetedeki yazısında. Çünkü kendi blogunda aslında biraz daha farklı planları olduğunu da görmek mümkün. Hatta İzlanda’ya askeri bir güç gösterisi dahi düşünülebilir kılınmış. Mantık zinciri ise 9/11 den Bağdat’daki kan gölüne kadar olan süreci hatırlatıyor bana.

İzlanda’nın Icelandic Modern Media Initiative‘inin fikir babasıWikileaks, dolayısıya Julian Assange. Assange’ı Bin Ladin, İzlanda’yı da Irak olarak değiştirirsek aynı hasta ruhun izlerinde buluyoruz kendimizi.

Şu da dikkat çekici:  İzlanda’nın bu yeni tasarıyla bir düşünce ve ifade özgürlüğü cenneti olması çok muhtemel görünüyor. Elinde güç bulunduran büyük bir kesimin buna tahammülü yok işte.

Haberler dünyadan, İzlanda’dan, Amerika’dan, Belçika’dan… Ama bu ”gözünün önündeki merteği görmemek” değil. Aksine, örnekler dışardan olunca, kendi kapımızın önünde olan bitenin çok daha iyi anlaşılabileceği ve eksik taşların yerlerine oturtulabileceğini düşünüyorum.

Ülkemin güce ve birliğe tapan insanlarının da özgürlükler konusundaki tavırları farklı mı? Daha bugün bir tartışma yaşadık sosyal medyada.

”Devlet benim anam değil, babam değil. Bana neyi okuyacağımı, neyi düşüneceğimi, neyi söyleyeceğimi baskı ile kabul ettiremez” düşüncesinin karşısında ‘‘Allah devlete millete zeval vermesin, benim karnımı devlet doyuruyor” cular vardı. Kapı’ya kul ve köle olmanın bu kadar prim yapabiliyor olmasını şaşırtıcı buluyorum. Köle sahibinin pozisyonunu korumak için her şeyi yapmasını anlayabiliyorum ama kölenin köle kalmak için inadını anlamakta zorlanıyorum.

Thiessen’ler aramızda, köşe yazılarında, politikada. Şöyle bir durup nefeslenmek, düşünmek iyi olur. Kim inançları, değerleri ve sanatçının cebindeki parayı bahane ederek enformasyonun yolunu tıkıyor? Kim özgürlüklere karşı veya bunları şartlara bağlamaya çalışıyor?

Enformasyon yollarımızı tıkarlarken ve sansürlerken, iletişim yollarımızı dikizlerken argümanları neydi?

Saklayacak bir şeyin yoksa, telaşlanacak bir şey de yok. Bu gürültü niye?

Şimdi kendi silahlarıyla vuruldular. Madem saklayacak bir şeyleri yoktu da işi başka ülkelere operasyon düzenleyip adam kaçırmaya kadar götürecek bu hiddet ve celal niye?

Deniz ve yol bitti. Bundan sonrası, bazıları için tepe taklak…

Alıntı: http://postdijital.com/wikileaks-assange-bin-ladinden-daha-tehlikeli/

 

Tagged , ,

Related Posts

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapat