IPHaber
Son Yazılar

Telekom


Veri merkezlerinin geleceği!

Kasım 21, 2011 by admin in Telekom with 0 Comments

Sanallaştırın ama aynı zamanda fiziksel anlamda da düşünün: Veri merkezlerinin geleceği nedir?

Sanallaştırma ve Bulut Bilişim, IT sektörünün birbiriyle ilintili en güncel iki konusu haline geldi. Bu teknolojiler, veri merkezi içerisinde esnek işlem gücü sağlayan IT ekipmanları ve fiziksel altyapı tarafından desteklenmektedir. Kurumlar, Sanallaştırma danışmanlığı ve Bulut Bilişim kabiliyetlerini Sistem Entegratörlerinden talep ederken, fiziksel altyapı çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Fiziksel altyapı ile ilgili tasarım ve kurulumlar, genellikle alt yüklenicilere bırakılmaktadır. Sistem Entegratörleri, çoğunlukla kurumlar için çok önemli olabilecek “garanti performans, minimum bakım, öngörülebilir PUE (Enerji kullanım verimliliği), risklerin azaltılması” gibi bazı ihtiyaçları yeterince ele almamaktadır.

Sanallaştırma ve Bulut Bilişim projeleri, altyapıdan bağımsız işlem gücü ve donanım sistemleri sağlanımı olarak görülse de gerçekte Veri Merkezi tasarımının soğuk-sıcak hava akışlarının düzenlenmesi, soğutma masraflarının azaltılması, kablo yönetimi ve topraklama gibi bileşenler göz önüne alınarak yapılması gerekmektedir. Planlanan PUE değerinin sürekli gözlenmesi ve sürekliliğinin sağlanması proje başarısı için önemli bir süreçtir. Fiziksel altyapı uygulamaları, enerji verimli yeni sunucu teknolojileri, Unified Fabric ve sanallaştırılmış depolama gibi çözümler uygulansa dahi sistem performansı için kilit rol üstlenir ve sanallaştırmanın değerini ortaya koyar.

Geleneksel Veri Merkezleri, donanımların, üzerinde çalışan iş uygulamalarının önemine göre ayrılarak barındırıldığı bölümler içerir. Kritik olmayan uygulamalar daha düşük maliyetli donanımlar üzerinde, düşük kablo performansı ve minimum yedeklilik öngörülerek çalıştırılmaktadır. Kritik iş uygulamaları ise güçlü sunucular, geniş depolama sistemleri, yüksek performanslı kablolama ve maksimum yedeklilik planlanarak devreye alınmaktadır. Bu koşullar altında Veri Merkezi içerisinde sıcak bölgeler (hot spot) oluştuğu gözlenmekte, yüksek ısı yayımı olan bölgeler için özel soğutma sistemleri eklenmektedir.

Bu ayrım sanallaştırılmış bir Veri Merkezinde mümkün değildir. Sanal makinelerin yer aldığı bir ortamda uygulamalar, artık belli sunuculara bağlı olmamakta, Veri Merkezi içerisinde devamlı yer değiştirebilmektedir. Altyapı kaynakları sürekli olarak gözlenmeli, kapasite ve performans gereksinimlerini gerçek zamanlı olarak karşıladığından emin olunmalıdır. Uygulamalar, çalışması için gerekli kaynakların daha uygun olduğu farklı bir fiziksel lokasyona otomatik olarak taşınırlar.

Uygulamaların yer değiştirmesi oluşan sıcak bölgenin de Veri Merkezinde yer değiştirmesi anlamına gelir. Bu sıcak bölgeler yer değiştirdiklerinden ve birden ortadan kaldırılamayacağı için planlama ve uygulama safhasında Veri Merkezinin sadece bir bölümü değil tümü için enerji ve soğutma gereksinimleri değerlendirmeye alınmalıdır. Ek olarak, IT kaynaklarının kullanım oranındaki artış trendi daha fazla enerji tüketimi ve donanım artışını beraberinde getirmektedir. Veri Merkezinde kullanılan enerji ve soğutma maliyetleri gün geçtikçe artmaktadır. Bu artış, geleneksel Sıcak-Soğuk koridor çözümlerine göre soğutma operasyonel giderlerinin (OPEX) %30’lara varan oranlarda düşürülmesini hedefleyen, Veri Merkezi içinde sıcak ile soğuk havanın birbirine karışmaması için uygulanan kapatma sistemleri pazarının büyümesini sağlamaktadır.

Uygulamaların Veri Merkezinde yer değiştirmesi, bir uygulamanın, hangi donanım üzerinde çalıştığının takip edilmesini de zorlaştırmaktadır. Kullanıcı şikayeti alan bir yardım masası, uygulamanın hangi sanal makinede koştuğunu, sanal makinenin hangi sunucu donanımı üzerinde bulunduğunu ve sunucunun fiziksel konumunu belirleyip teknik destek ekibine bildirmek durumundadır. Bu ihtiyaç, IT ekipmanı lokasyonlarının görüntülenmesi, fiziksel çevre koşullarının (enerji tüketimi, sıcaklık, hava akışı, nem) ve fiziksel network bağlantılarının izlenebilmesini de kapsayan yeni Veri Merkezi yönetimi araçlarını öne çıkarmaktadır. Bu araçlar Veri Merkezi Altyapı Yönetimi (DCIM) çözümleri olarak bilinmektedir. Özellikle Sistem Entegratörleri için danışmanlık, devreye alma ve bakım fırsatları yaratan bu çözümler bazı firmalar için servis hizmeti olarak sunabilecekleri bir araç konumundadır.

Fiziksel Altyapıyı verimli kullanmak

Peki bu Sistem Entegratörler için ne anlama geliyor? Proje planlama sürecinde yeterince ele alınmayan, müşterilerin enerji, soğutma, alan ve risk azaltımı konularındaki gerçek ihtiyaçlarını adresleyecek ürün bağımsız bir danışmanlık Sistem Entegratörler için önemli fırsatlar yaratabilir. Fiziksel altyapıların, Veri Merkezi projelerinde Bulut Bilişim uygulamalarının ve Sanallaştırma çözümlerinin temeli olduğunun bu firmalar tarafından özümsenmiş olması gerekmektedir.

Mevcut durumu irdeleyen ve müşteri bütçesi çerçevesinde istenilen duruma geçilmesini hedefleyen planlama çalışmaları bir servis sözleşmesi olarak müşterilere sunulabilir. Bu danışmanlık yaklaşımı Sistem Entegratörler için mevcut durum analiz hizmetleri, mevcut uygulamaların yeniden düzenlenmesi, yeni proje tasarımı ve planlaması gibi pek çok fırsat sunmaktadır. Veri Merkezi Altyapı Yönetimi (DCIM) temelli yönetim hizmetleri de yeni bir fırsat olarak ortaya çıkmaktadır.

Veri Merkezi tasarımına yönelik bütünsel bakış, projenin yüksek OPEX kazanımları ve düşük yatırım maliyetleri (CAPEX) ile başarılı olmasını sağlayacağı gibi, Entegratörün müşterisinin güvenilir danışmanı olarak uzun vadede daha önemli fırsatları yakalamasına imkan verecektir. Sunucu ve Depolama sistemleri ortalama 3-4 yılda bir yenilenirken, fiziksel IT altyapısının, özellikle kablolama altyapısının, çok daha uzun süre (çoğu ortamda 15-25 yıl) işlevini sürdürmesi beklenmektedir. Bu düzeyde bir güvenilirlik sağlayabilmek, Veri Merkezi ihtiyacı olan müşterilerin güvenilir danışman olarak öncelikle bu firmaları değerlendirmesi için çok önemlidir.

Günümüzde Veri Merkezi tasarımında öne çıkan trendlerden biri de modüler yaklaşımdır. Bu yaklaşım, blok olarak önceden birleştirilmiş IT bileşenlerinin konfigure edilerek müşteri kullanımı için hazır hale getirilmesini içerir. Küçük ölçekli uygulamalarda birkaç kabinet dolusu donanımın standart bir Veri Merkezi içerisinde konumlandırılması planlanırken, daha büyük ölçekli uygulamalarda konteynırlar içinde yer alan tamamen konfigüre edilmiş Veri Merkezi ortamları gündeme gelmektedir. Müşteri açısından bu yaklaşım IT dünyasında alışılagelmiş tak-çalıştır anlayışını fiziksel altyapıya doğru genişletmektedir. Veri Merkezi paket çözümleri hızlı devreye alma imkanı sunarak müşteriye değer katarken, müşteri açısından teknik destek almayı da kolaylaştırmaktadır. Entegratörler, modüler yaklaşım sayesinde satış süreçlerinin hızlandığını, üreticiler ise kendi teknolojilerinin tüm Veri Merkezi ortamına genişleme ihtimalinin yükseldiğini görmektedir.

Veri Merkezleri, gelişen iş ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gelecekte de yenilikçi çözümlerin sıklıkla görüleceği ortamlar olacaktır. Entegratörler bu süreçte planların doğru bir şekilde hayata geçirilmesi için önemli roller üstlenecektir. Doğru hizmet ve yetkinlikler ile enerji tüketimi maliyetlerinin düşürülmesi ve soğutma ihtiyacının önemli düzeyde azaltılması gibi avantajları müşterilerine sunabilecektir. Bu sadece müşteri memnuniyetini değil, aynı zamanda uzun vadeli Sanallaştırma ve Bulut Bilişim fırsatlarında onlarla beraber çalışabilme şansını da arttırmaktadır.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapat