IPHaber
Son Yazılar

Telekom


Online mahremiyet regülasyonla dizginlenecek

Temmuz 2, 2011 by admin in Telekom with 0 Comments

Katılımcılar, regülasyonun sağlayacağı fonksiyonlarla mahremiyet anlamında olumlu gelişmelerin kaydedilebileceğini belirttiler.Zaman zaman derin endişelere yol açan konular gündeme gelse de katılımcılar, geleceğe dönük umut vaat ediyor. Genel kanı, mahremiyete dönük saldırıların devam edecek olmakla birlikte bunlara yönelik yaptırım ve cezaların uluslararası alanda genel bir kabul göreceği yönünde.

Hollanda, Tilburg Üniversitesi, Bilgi Teknolojileri Regülasyonu Bölümünden Prof. Dr. Kees Stuurman, mahremiyetin nerede başlayıp, nerede bittiğinin zor bir soru olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Stuurman: “bu, günümüzde sizin nerede bulunduğunuzla alakalı bir durum. ABD merkezli servis sağlayıcıların bireysel mahremiyete farklı bir bakış getirdiklerini görüyoruz. İnternet sektör şirketleri, daha çok ticari manada kullanılabilecek kişisel ham bilgilere ulaşmak istiyor” şeklinde konuşuyor. Lozan Teknik Üniversitesi, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Fakültesi’nden, Fahri Profesör Stefano Spaccapietra ise mahremiyetin, kişinin yaşama merhaba dediği ilk dönemlere dek uzandığını ifade ediyor. “Biz istesek de istemesek de mahremiyet hayatımız boyunca devam ediyor. Kişi hakkında bir bilgi ister istemez oluşuyor” diyen Spaccapietra, neyin mahrem kapsamında olduğuna devletler ve onların çıkartacağı yasaların karar vermesi gerektiğini belirtiyor. Yasalarda mutlaka kişisel mahremiyet konusunda bir tanımlamanın olması gerektiğine vurgu yapan Spaccapietra, mahremiyet konusunda ülkeler arasında yeterli derecede işbirliği olduğuna inanmadığını beyan ediyor. Spaccapietra, buna gerekçe olarak geçmişte bir takım nedenlerle ülkeler arasında benzer işbirliklerinin sağlanması hususunda ortaya çıkan problemleri gösteriyor.
 
Avrupa’da, demokratik bir toplumda yaşamanın bir gereği olarak neyin mahrem olup olmadığına yasama ve yargıçların karar verdiğini belirten Prof. Dr. Stuurman, Avrupa’nın, 1950’lere uzanan tarihinde mahremiyete dönük regülasyonların olduğunu hatırlatıyor. Prof. Dr. Stuurman, bu yasaların günün gerekliliklerine adapte edilmeleri gerektiğini belirtiyor. Mahremiyet konusunda, uluslararası manada çok sayıda düzenleyici yasanın söz konusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Stuurman, AB, OECD gibi uluslararası organizasyonların bu konuda bir takım kurallarının söz konusu olduğunu belirtiyor. 
 
Google Başkanı Eric Schmidt’in, “eğer mahreminizle ilgili tatsız bir durumla karşılaşmak istemiyorsanız en başta bilgilerinizi web’de paylaşmamalısınız” şeklindeki sözünü hatırlattığımız katılımcılar, benzer cevaplar veriyor. Prof. Dr. Kees Stuurman, web’de her hangi bir şey paylaşmamanın mahremiyete tek başına bir çözüm sağlamayacağını ifade ediyor. Tüketiciler ile son kullanıcıların sorumluluklarının önemli bir unsuru oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Stuurman,  bu bağlamda tüketicilere farkındalık kazandırılmasının önemine değiniyor.
 
Fahri Profesör Stefano Spaccapietra, Google  Başkanı Eric Schmidt’in mahremiyet konusundaki görüşünü paylaşmadığını şu sözlerle ortaya koyuyor: “Eric Schmidt ile aynı fikirde değilim. Çünkü, günümüz dünyasında hiç bir bilgiyi paylaşmasanız dahi kamuya sağlamış olduğunuz bir takım bilgiler dolayısıyla günün birinde bu bilgiler farklı bir biçimde karşınıza çıkabilir.”
 
İsrailli Tene Hukuk Firmasının yöneticisi Ömer Tene, mobil izlemenin, günümüzde reklam-pazarlamadan, suçluların takibine kadar farklı amaçlar için kullanıldığını belirtiyor.  Sosyal ağların da lokasyon bazlı katmanları için takip uygulamalarına platformlarını açabildiklerini ifade eden Tene, mobilde mahremiyet ile veri trafiğini gösteren verilere erişimi kısıtlayan bir takım düzenleyici kuralların söz konusu olduğunu belirtiyor. Mobilde ayrıca kolluk kuvvetlerinin teknik takibatına izin veren bir takım yasaların söz konusu olduğunu anımsatan Tene, kullanıcıların, mahremiyet konusunda kendileriyle ilgili ne gibi bilgilerin toplandığı konusunda şeffaflığa sahip olmaları gerektiğini belirtiyor. Tene, yasaların, internet ve mobil şirketlerinin hangi gereklilikler çerçevesinde kişisel verileri isteyebileceklerini, bunları ne kadar bir süre saklamaları gerektiğini belirlediğini söylüyor.
 
Tüm dünyada soruşturmalarla karşılaşan Google’ın Street View uygulamasını hatırlattığımız Tene, arama motorunun Wi-Fi bilgilerini kullanıcıların açık izni olmadan toplamasının bir ihlal anlamına geldiğini belirtiyor. Tene, şu ifadeleri kullanıyor: “Google, görünüşe göre bu eylemiyle ancak yasaların özel izinle kolluk kuvvetlerine verdiği teknik takip yasalarını çiğnemiş durumda bulunuyor. Ayrıca halen yasalaşma sürecini tamamlamamış bir takım taslak çalışmalar yer alıyor. Vatandaşlar, Google’ın Street View uygulaması kapsamında yanlışlıkla topladığını belirttiği verileri dolayısıyla yasal mercilere şikayette bulunabilirler. Bunun üzerine gidilmesi durumunda Google aleyhine kullanıcılar adına top yekun bir dava açılabilir.”
 
Ömer Tene, uluslararası bir şirketin mahremiyet ihlaline karşı uluslararası alanda ne gibi yaptırımlar söz konusu şeklindeki soruya ise henüz bu yönde bir bütünlük gösteren yasaların bugün için söz konusu olmadığını belirtiyor ve ekliyor: “Bu, Google ve benzeri şirketler için hem iyi, hem de kötü bir takım sonuçları içeriyor. İyi, çünkü yaptırım gücü olan uluslararası arenada kabul görmüş böyle bir yasa yok; kötü, çünkü siz böyle bir durumda dava açabilirsiniz ama, bunun bir sonu olmaz.”
 
Küresel manada kabul görmüş, mahremiyeti düzenleyen yasaların yakın bir tarihte çıkmasını beklemediğini belirten Tene, yakın bir tarihte böyle bir düzenlemenin yapılmasını umut ettiğini ifade ediyor. Ülkelerin, mahremiyet konusunda aralarında bir konsensüs sağlayamamasının teknik olmanın da ötesinde mahremiyetin kültür ile bağlantılı bir olgu olmasından kaynaklandığını söyleyen Tene; “Kültürel normlar, ülkeler arasında o ülkenin bulunduğu coğrafyaya göre değişebiliyor. O nedenle ülkeleri bir araya getirip bir işbirliği sağlamak zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Buna ek olarak kolluk kuvvetleri, istihbarat birimleri, iş çevreleri hep konunun bir tarafını oluşturuyor” şeklinde konuşuyor. Tene, mobil teknolojiler alanında mahremiyet konusunda ne gibi konseptlerin söz konusu olacağı hususundaysa şu değerlendirmeyi yapıyor: “Devlet ve özel sektör iki önemli başlığı oluşturacak gibi görünüyor. Bunlardan devlet, her halükarda kişisel veriye ulaşabilecek. Özel sektörde ise verinin şeffaflığının sağlanması istenecek.”
 
Pisa Üniversitesi’nden katılan Dino Pedreschi ise çok daha farklı bir noktaya dikkati çekiyor. Veri madenciliğinin, sonucunda ayrımcılığa kapı aralayan sonuçlar içerebildiğini belirten Pedreschi, kullanıcıların online ortamda yarattıkları profillerin kimi zaman ayrımcılıkla sonuçlanan işlemler doğurabildiğini söylüyor. Kullanıcıların, şirketlerle paylaştıkları bilgilerin ne şekilde bir işlem gördüğünü şeffaf bir biçimde bilmeleri gerektiğini ifade eden Pedreschi, şöyle konuşuyor: “Günümüzde gelinen nokta itibariyle, lokasyon uygulamaları başta olmak üzere güncel bir çok uygulamayı kapsamına alabilecek düzenleyici hükümler ciddi baskı altında bulunuyor. Web 2.0, sosyal ağlar ile lokasyon bazlı cihazlar yasaların pek de hükmetmedikleri bir durum yaratıyor. Buna rağmen, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’in dediği, “mahremiyetin yeni nesiller için bir değer taşımadığı” gibi bir şey de söylenemez. Mahremiyet insan hayatının çok önemli bir parçasını oluşturuyor. Günümüz gençliğinin, bahsedildiğinin tersine neyin yapılıp yapılmaması, nelerin kim ya da kimlerle paylaşılıp paylaşılmaması gibi konularda düşünce sahibi olduklarına inanıyorum. Gençler, Facebook ya da Twitter’ı yanlış şekillerde kullanıyor olabilirler, ama gerçek hayatta nelerin yapılıp yapılmaması gerektiğini pekala biliyorlar. Bu nedenle, ben mahremiyetin bundan sonra da önemini koruyacağına inanıyorum.”
 
Kişileri profillerine göre sınıflandırmak ile ayırımcılığın, mahremiyet kadar önemli iki farklı sorun haline gelebileceğini belirten Pedreschi, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Örneğin, farklı profillere sahip olduğumuz için farklı pazarlama stratejileri ile farklı seçeneklere muhatap olabiliriz. Bu tür durumların yaşanmaması için bu gibi alanlarda şeffaflığın sağlanması gerekiyor. Google’ın, ‘veri özgürleştirme projesi’ çerçevesinde kişilerin kendileriyle ilgili bilgilere erişebilmelerini sağlaması, küçük ama doğru yönde atılmış bir adım. Diğer teknoloji şirketlerinden de bu merkezde servisler geliştirmeleri bekleniyor. Eğer kullanıcılar ve devletler bu yönde bir baskı yaparlarsa gelecekte iyi sonuçlar alabiliriz diye düşünüyorum.”
 
Gelecekte çok daha iyi gözetilen mahremiyet yasalarının olacağına inandığını ifade eden Pedreschi, çok daha şeffaf ve çok daha fazla güven duygusunun hakim olduğu bir yapının söz konusu olabileceği görüşünü dile getiriyor.
 
Bilgi Çağı adına kullanıcıların tatsız bir durumla karşılaşmamak için ne yapmaları gerektiğini sorduğumuz Prof. Dr. Kees Stuurman, “Daima bilginizi nereye yolladığınız konusunda dikkatli olmalısınız. İmzaladığınız sözleşmede size ait bilgilerin başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmayacağını açığa kavuşturmanızda yarar var” derken, Stefano Spaccapietra, “Web’de paylaştıkları bilgiler konusunda hassas davranmalılar. Örneğin sosyal ağlar hali hazırda çığırından çıkmış bir vaziyette yer alıyor. Buralardaki tutumlarında daha dikkatli olabilirler” diyor.
 
Vodafone Türkiye, Kurumsal Güvenlik Bölüm Başkanı Mesut Demirbilek, insanların dışında hizmet sağlanmasına aracılık eden makinelerin de bir mahremiyetlerinin olduğunu belirter
ek farklı bir açılım getiriyor. Demirbilek, bu yöndeki görüşünü şu şekilde ifade ediyor: “Makinelerin mahremiyeti gelecek dönemde karşımıza çıkacak. Vodafone olarak biz bunu aynı mahremiyet tanımı içerisinde almayı düşünüyoruz. Hep, birbirleriyle iletişim halinde olan insanı konuşuyoruz. Oysa makineler de birbirleriyle konuşuyor. Bu makineler bir birleriyle konuştukları zaman ortaya çıkacak olan verilerdeki mahremiyetin de bir çerçeveye oturtulması lazım. Burada tartışılması gereken makinelerin mahremiyetinin de aynı kapsam dahiline alınıp alınmayacağı. Bu gelecekte tartışmaların odağında yer alacak bir konu. Biz, Vodafone olarak bütün verileri, kim ne konuşursa konuşsun, mahremiyet içerisinde değerlendiriyoruz.”
 
Etkinliği organize eden isimlerden Sabancı Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim görevlisi Erkay Savaş, Bilgi Çağı’na yaptığı açıklamada, “Mahremiyeti Koruyan Veri Madenciliği” anlayışının dünyada giderek artan bir eğilim kazandığını belirtiyor. Konu, regülasyonla doğrudan ilintili olmakla birlikte şirket ve kurum yönetimlerinin de farkındalıklarının sağlanması gerektiğini ifade eden Savaş, MODAP projesi ile bir farkındalık yaratmak istediklerini kaydediyor. Türkiye’de mahremiyet konusunda pratikler olmakla birlikte düzenlemelerin nispeten az olduğunu anlatan Savaş, sorunlara doğru cevapların sağlanabilmesi için disiplinler arası bir platformun oluşturulması ve her kesin görüş ve düşüncelerini paylaşmaları gerektiğini belirtiyor.
 
Şirketlerin, kullanıcı ve müşterilerinden sağladıkları verileri, yine müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek adına değerlendirmek istediklerini ifade eden Savaş, regülasyon bacağının doğru sağlanmasının ardından elde edilen verilerin katma değerli hizmetlerin tesisinde kullanılabileceğini söylüyor. Savaş, mahremiyet konusunda sağlanan gelişmeleri şu şekilde değerlendiriyor: “Kişisel mahremiyet konusunda Avrupa’daki örneklere baktığımızda ülkelerde buna eğilen özel birimlerin oluşturulduğunu görüyoruz. Örneğin İtalya’da bir Veri Komisyonu var. Bu birimi hukuktan anlayan bir hükümet üyesi yönetiyor. Türkiye’de ise çalışmalar henüz o seviyede değil. Mobil dataların regülasyonunu Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu BTK yapıyor. Bu bakımdan bakıldığında Avrupa’ya göre yapacak daha çok şeyimizin olduğu görülüyor. Eğer insanlar buradaki eksiklikleri görür ve talep ederlerse süreç biraz daha hızlanacaktır. Sonuçta, mobil operatörler gibi farklı sektörlerdeki işletmeleri kapsayacak değişik standartların olması gerekiyor. Buna ek olarak “best practise” dediğimiz, bağımsız olarak oluşturulmuş bir takım yönergelerin oluşturulması gerekiyor. Bunlar ülkeler arasında değişebilir, ancak biz AB’ye daha yakın olduğumuz için orada oluşacak en iyi uygulamaları izleyeceğiz.”

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapat