IPHaber
Son Yazılar

Sanallaştırma


Bütüncül bir yaklaşım yoksa sanallaştırma hayal kırıklığı yaratır

Aralık 21, 2010 by admin in Sanallaştırma with 0 Comments

Sanallaştırmanın yüzde 20-30 civarında enerji verimliği sağlaması kulağa oldukça hoş gelebilir ancak bu oran toplam enerji harcaması içinde belki de yüzde 1 ya da 2’lere denk geliyor. Çünkü aslında enerji harcayan sadece sunucular değil, iklimlendirme, güç kaynakları gibi diğer altyapılar da fazlasıyla enerji tüketiyor.

Hepsi bir arada ele alınmadığı takdirde, firmalar faturaları geldiğinde büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar. KoçSistem Veri Merkezi Çözüm ve Hizmetleri Direktörü Gökalp Bahçeli, sanallaştırmanın toplam enerji tasarrufu içindeki gerçek yerini anlattı. Bahçeli, ayrıca enerjinin Türkiye’deki şirketlerin BT departmanlarının bütçeleri içinde bir kalem oluşturmaması nedeniyle enerji tasarrufu konusunun firmaların gündeminde yer alamadığına dikkat çekti.
Sanallaştırma, enerji tasarrufu açısından nasıl bir öneme sahip?

Bir sistemde hem veri merkezinde tarafında ciddi bir enerji tüketimi var hem de kullanıcılar yani IT ekipmanları tarafında. Sanallaştırma bir konsolidasyon sağladığı yani makinelerin daha yüksek kapasitede kullanılmasını sağladığı için enerji başına yapılan işlem sayısını artırıyor. Dolayısıyla sanallaştırma içerisinde yaşanan konsolidasyon enerji tasarrufu yapıyor. Ama ne kadar tasarruf yaparsak yapalım hiçbir veri merkezinin enerji tüketimi azalmıyor çünkü bu arada yeni fonksiyonlar ortaya çıkıyor.
O zaman neden sanallaştırma yapılıyor?

Eğer sanallaştırma yapılmazsa enerji tüketimi daha da artacak. Sanallaştırma tüketimin artış hızını azaltıyor. Ama enerji miktarının artmasının önünde durmak gittikçe zorlaşıyor. Çünkü veri ve programlar artıyor. Bir firma eskiden 10 tane büyük uygulama ile işini yaparken şimdi çalışanlar için daha fazla uygulama hayata geçiyor buna bağlı olarak sunucular da artmış oluyor.
Sanallaştırmanın yüzde 20-30 arası enerji tasarrufu yaptığı söylenir? Bu gerçek değil mi?

Evet, sağlar aslında ama şöyle: Sizin büyümeniz yüzde 20’nin üzerindeyse uygulama sayınız büyüyor, sanallaştırdığınız zaman da bu büyüme devam ediyor. Büyümeyi işin içine kattığınız zaman sağlanan enerji tasarrufu düşüyor. Sanallaştırma,s harcanan enerji miktarının artışının hızını kesiyor ve sunuculara ulaşabilen enerjinin verimli kullanımına katkı sağlıyor.

Burada değişik endeksler var. Enerji kullanımın etkinliğine yönelik bir endeks var ki bu düşürülmeye çalışılıyor. PUE (Power Usage Efficiency) adı verilen bu endeks, bir veri merkezinin harcadığı toplam enerjinin sunucu ve depolama gibi BT ekipmanlarının tükettiği enerjiye oranı ile hesaplanıyor. Günümüzde veri merkezlerinde PUE oranı 2-2,5 gibi seyrediyor. Yani harcanan 2,5 birim enerjinin sadece 1 birimi BT cihazlarına gidiyor, kalanı soğutma ve benzeri sistemleri tarafından tüketiliyor. Biz KoçSistem’de bu oranı ortalamada 1.4-1.3‘lere kadar düşürmeyi başardık.
Sadece sunucularda değil tüm cihazlara verimsizlik var
O zaman aslında yüzde 20’lik tasarruf toplam enerji maliyeti içinde kaybolup gidiyor.

Evet, böylece tüketici, sanallaştırmayla birlikte söz verilen enerji tasarrufunu faturada göremeyince hayal kırıklığına uğruyor. Konu çok basit değil, bunu açıklayalım: Bu sunucular bir veri merkezinde. Bu veri merkezinin soğutma ihtiyacı var, UPS gibi, elektrik panolar gibi aksamların tükettiği enerjiler var. Bunları hep beraber ele almazsak istenen sonuca Ulaşamayız.

Günün sonunda sanallaştırma cihazına gelene kadar pek çok verimsizlik var. Veri merkezinde enerji kullanımı deyince çok büyük bir alandan bahsediyoruz. Eğer buna bütüncül bakmazsanız sanallaştırma ile elde edilecek olan tasarruf çok küçük miktarlarda kalabilir. Sistemlere baktığınız zaman, sanallaştırma ile 100 birim yerine 80 birim harcıyorsunuz ama 2 bin birim içinde bu rakam içinde çok az kalıyor.
Veri merkezi kurulurken ısı bilimciler hesaplamalar yapmalı
Peki, gerçek tasarruf nasıl sağlanacak?

Veri merkezinde tasarruf tasarımdan başlamalı. Öncelikle fiziksel tasarımın soğutma, elektrik dağıtımı, kesintisiz güç kaynakları gibi alanlarda enerji tüketimini azaltmaya yönelik yapılması gerekiyor. Birçok veri merkezi baştan yanlış tasarlandığı, fiziksel olarak yetersiz olan mekanlarda kurulduğu için belli bir verimlilik bariyeri oluşuyor ve bu aşılamıyor.

Gerek fiziksel altyapı bileşenleri (soğutma, güç dağıtımı, UPS ler) gerekse sunucu ve depolama sistemleri gibi donanımların seçiminde enerji verimliliği öncelikli bir faktör olarak değerlendirilmeli. Sanallaştırma gibi konsolidasyon imkanlarını kullanarak minimum sunucu sayısı ile operasyonunuzu yönetmek de elbette ki daha efektif bir veri merkezinin önşartıdır.
Enerji tasarrufu konusunda en başta nerede hata yapılıyor?

Enerji modern veri merkezinin en önemli girdilerinden bir tanesidir. İşe bir enerji yönetimi stratejisi oluşturarak başlamak gerekiyor. Ölçemediğiniz bir şeyi iyileştirmek de çok kolay değil. Veya bir stratejiyi ölçemediğiniz bir sistem içerisinde implemente etmek.

Bu bakış açısı size doğal olarak farklı refleksler kazandıracaktır. Yani size her türlü projenizin fizibilitesini, enerji verimliliğini de göze alarak yapmak gibi yeni refleksler kazandıracaktır. Basit bir örnek vermek gerekirse; Türkiye’de enerji tüketimini az yapan CPU’ları ilk defa biz kullandık. Niye daha önce kimse kullanmadı? Çünkü firmalar pahalı olan CPU’lara para vermek istemiyor. Ama kimse ilk 6 ayda enerji tüketimi ile ödedikleri parayı amorti edebileceğinin hesabını yapmıyor. Maalesef hem sistem entegratörleri hem de şirketler ilk satın alma maliyetine bakıyorlar. Bunun nedenini, enerji tüketimi bilincinin tam olarak oluşmamasına bağlamak mümkün. En başından itibaren bütüncül yöneterek hem çevresel sorumluluğunuzu yerine getirmiş hem de maddi anlamda tasarruf sağlamış olursunuz.
Bütüncül bir enerji tasarrufu yönetimi ile ne kadar tasarruf sağlanabilir?

Bu sisteminizin ne kadar verimsiz olduğunuza bağlı, verimsizliğe göre 10 kata kadar tasarruf sağlama imkanına sahipsiniz. Türkiye’de ortalama bir şirketin enerji tüketimi 2- 2,5 kat azaltılabiliyor.

Alt sistemler bazına indiğimizde ise daha ilginç rakamlar söz konusu olabiliyor. Eski bir depolama sisteminde terabayt başına 10 birim elektrik tüketirken yeni bir teknolojiye geçerek bu rakamı bir birime indirebiliyorsunuz. Garanti sonrası bakım maliyetlerini de düşündüğünüzde yeni yatırımın kendisini çok daha hızlı amorti edebildiğini görürüz.
Uygulamalardan bir örnek verebilir misiniz?

Ankara’da bir müşterimizin veri merkezini tümden yenileyerek yüzde 30 civarında enerji tasarrufu yapmasını sağladık. Sadece altyapıyı değiştirdik, sanallaştırma yapmadık. Parasal olarak bunun getirisi yıllık 100 bin liraya yakın. Sanallaştırma ile yüzde 30-40 civarında enerji tasarrufu yapıldığını biz de söylüyoruz ama burada standart değil her müşterinin durumu farklı oluyor. 3 yıllık bir sistemde yüzde enerji tasarrufu 30 civarında olurken daha eski sistemlerde bu oran daha yüksek olabiliyor.
Peki, böyle bir tasarruf imkanı varken firmalar bunu neden yapmıyor?

Verimlilik sağlanması konusunda en büyük sıkıntı; firmaların bu konuda istekli olmayışıdır. Çünkü enerji tüketimi, genellikle IT departmanlarının bütçesinde yer alan bir kalem değil. Bu kalem, bina giderleri içinde idari işler tarafından takip ediliyor. Enerji bazen bina masrafının yarısından fazla oluyor ama IT bütçesine yansımıyor . Türkiye’de ancak yüzde 20’lik bir dilim bunun farkında. İnsanlar bütçede yer almadığı için bu sorumluluğu yüklenmiyor.
Devlet tarafından bir yaptırım yok sanırım!

Aslında bu konuda TUBISAD gibi bazı sivil toplum örgütleri çalışma içinde. Ancak şu anda bir yaptırım yok. Kamuda da BT departmanı kendi enerji tüketiminden sorumlu değil, enerji tüketimi binaların sorumluluğunu alan müdürlüklerde.
Batı dünyasında bu bilinç nasıl?

Gelişmiş ülkelerde bilinç son derece yüksek. Bu firmalarda sadece veri merkezi değil kullanıcıların sistemde tükettiği tüm enerji, bütçe içinde ayrı ayrı tutuluyor. Onlar bu konuda bizden çok daha ileride. Verimlilik kavramı değişiyor. özellikle küresel ısınmadan sonra iş hayatındaki her aktivitenin karbon izi takip ediliyor. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde BT departmanları, BT ekipmanlarının tükettiği enerjinin de ötesinde; şubelerdeki donanımların, bakım faaliyetleri sırasında yapılan yolun ve tüketilen benzinin karbon etkisini de dikkate alıyor. Böylece bir çevresel etki değerlendirmesi enerji tüketimi bilincini bambaşka bir boyuta taşıyor.
Greenpeace neden bulut bilişimi ve sanallaştırmayı eleştiriyor?

Şu anda aşırı derece elektronik tüketimi var. Kişisel bilgisayarlar, cep telefonları, televizyonlar, iPad’ler ve benzeri birçok sistem bizi eğlendirmeyi amaçlıyor. Ancak bu sistemlerin tek başlarına hiçbir anlamı yok. Hepsi bir merkezi servise, internete, bir yayına erişim sağlıyor. Ve uç nokta sayısı katlanarak artarken bunları besleyen servisler de katlanarak artıyor. Bu da enerji tüketimini çok hızlı artırıyor. Bulut bilişim bu merkezi servislerin bir sembolü olarak görülüyor Tepki biraz da bundan kaynaklanıyor. Bu trendin önünde durabilmenin mümkün olduğunu düşünmüyoruz. Ancak uygulamaların hayat döngüsünü iyi yöneterek etkiyi bir miktar azaltabilirsiniz.

KoçSistem Veri Merkezi Çözüm ve Hizmetleri Direktörü Gökalp Bahçeli
Alıntı: http://bit.ly/gsAc6E

Tagged , , , , ,

Related Posts

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapat